Manifesto

Gastronomi sözcüğü bir mutfak terimi olarak ilk kez Joseph Berchoux'un 1801'de "Gastronomi" ya da “Tarladan Sofraya İnsan” adlı eserinde geçer. Zamanla dile yerleşir.Wikipedia gastronomi terimi icin “yemek hazırlama ve bir bütün olarak insan beslenmesinin duyusal niteliklerini keşfetmeyi, tatmayı, deneyimlemeyi, araştırmayı, anlamayı ve yazmayı içerir. Ayrıca beslenmenin daha geniş bir kültürle nasıl etkileşim kurduğunu da inceler.” der. Peki günümüzde bu algı nasıl ve ne şekilde  “gastronomiyi az bulunur, pahalı ürün, ünlü şef” gibi dar kavramların arasına sıkıştırdı? Çünkü bize gore iyi bir gastronom sadece kaz ciğeri, salyangoz ya da trüf mantarı yiyip yorumlayan değil, aynı zamanda Susurluk’ta mola verildiğinde bol tereyağlı 2 dilim ekmek arasında uzayan mihaliç peynirli tostun yanında 2 parmak kalınlığındaki köpüğüyle yayık ayranı içip “Oh be” diyebilendir.

Tıpkı sağlıklı yaşamanın “trend”lerine kendimizi kaptırıp, bulgurla besin değeri aynı olan kinoaya tonla para verip, bir de kendi yerel üreticilerimizin köküne dinamit koymamız gibi.

Yeme-İçme endüstrisinin hiçbir alanında tek yanlış olmadığı gibi tek doğru da yoktur. Bu doğrultuda biz birkaç mutfak profesyoneli ve bu sektörde deneyim kazanıp gözlem yapma şansı yakalamış, işin sosyolojisinden, sosyalleşmesine, sosyo-ekonomik bağlantılarından kısacası işin tabanından bir şeyler söylemek istediğimiz için Gastro Sosyal çatısı altında toplandık.

Yani biz birşey satmıyoruz :) Biz sadece pazara gitmenin o ağır maliyetini biraz olsun hafifletmeyi, bilmeden çöpe attığımız malzemelerin değerini geri kazandırmayı, sahip olduklarımızı ise daha iyi korumanın ekonomik ve ilham verici yollarını düşünüyoruz. Bunun yanı sıra tüm gezegeni ilgilendiren su ve iklim sorunları için bireysel ve toplumsal olarak neler yapabileceğimizi ve doğanın bize cömertçe sundukları karşısında daha bilinçli bir tüketici olmanın farkındalığını arttırmak istiyoruz. Yani okumaktan zarar gelmez.