Plastik Pipet ile Plastiksiz Temmuz

Ne kalp, ne de solunum yolu hastalıkları; mış gibi yapmak, güzide memleketimizin en önde gelen hastalığı. Bizde cebine iki kuruş giren adam, yoksulu cahillikle suçlar ama aslında, para ile eğitim, her zaman doğru orantılı değildir. Ya da bir şirkette hasbelkader önemli bir ünvan kazanmış beyaz yakalı, "oldum artık" der, fakat kişinin titri ile bilgisi, her daim paralel ilerlemez. Olsun varsın, biz öyleymiş gibi yaparız.

Okuduğumuz kitap sayısı değil, cüzdanımızın kalınlığı belirler kültür seviyemizi. Dolayısı ile gönül rahatlığı ile cahil diyebiliriz yoksullara. Ve yahut yönetici kartvizitimiz varsa cebimizde, -hele hele de şirket havalı bir otomobil ile son model elmalı bir telefon verdiyse-, ne tecrübemiz önem taşır, ne de kişisel donanımımız. Aşıdan çocuk eğitimine, politikadan gastronomiye, her alanda rahatlıkla ahkam kesebilir, daha dün olduğumuz noktada çalışanları hakir görebilir, suya sabuna dokunmadan ama çok önemli bir şahsı muhteremmiş gibi, bir ömür geçirebiliriz. Kritik nokta şu; "küçük dağları ben yarattım" egosundan vazgeçmemeli, yeterince okumadan, yeterince çalışmadan, yeterince deneyim kazanmadan biliyormuş gibi davranmalı, yani çaktırmadan işi kitabına uydurup durumu idare etmeliyiz.
Misal, uzun bayram tatilinde Bodrum'a gidip alt alta, üst üste tepinenlerdenseniz, Ekim ayı gelip de çattığında, "evde kal" diye hikaye paylaşabilir, hayatta kalmak için sokağa çıkmak zorunda olan kağıt toplayıcılarını cahillikle suçlayabilirsiniz çünkü paranız var. Dolayısıyla hakkınız var. Meyhane masalarında her siyasi konuda nutuk atabilirsiniz çünkü paranız var. O konuda eğitim almayı geçtim, kaç kitap, kaç makale okuduğunuz gibi sorular gelirse, hemen soranı "elitist" olmakla suçlar, "biliyoruz ki söylüyoruz, bilmesek bu kadar zengin olur muyduk?" veya "bize bu ünvanı verirler miydi?" havasına girer ama bunu tabi ki dile getirmezsiniz. Hele hele aynı masada varsıl cahil ile ünvanlı tecrübesiz kadeh tokuşturuyorsa, mış gibi yapmanın nirvanasına ulaşabilir; karşılıklı egolar okşandıktan sonra, ortak düşmanın kafasızlıkları, başarısızlıkları, becerisizlikleri üzerine nutuklar atabilir, kadehleri şen kahkahalar ile tokuşturabilirsiniz. Her çın sesi, kumar makinesinden gelen ödül sesi misali duyulur kıvrımsız beyinler ile kafatasları arasında, bu kifayetsiz muhterislerin. Masada gömülen herkes, bir başka ödüldür. Ara sıra, mecburiyetten de olsa, varsıl cahil ile yoksul cahil bir araya gelirse, o zaman ortak düşman değişir ve örneğin konu mültecilere kayar. Biri Ankara Anlaşması ile İngiltere'de iş kovalamıyor, diğeri Alman gelinle nikah yolu ile vatandaşlık almaya çalışmıyormuş gibi, mültecileri gömerler bu kez. Üç kuruş ucuza çalıştıracağım diye mülteci istihdam eden patrona kimse kızmaz da, "işimizi elimizden alıyor" denilen mülteciye çok öfkelenilir. Apaçık yabancı düşmanlığı ya da ırkçılık olsa da bakış açımız, konu "ekmek kavgası" ile mantığa bürünür ve kendine yontan bir keserle dramatize edilir. Konuyu çok boyutlu düşünmek ve empati kurmaya çalışmak yerine yerine, mevzuya aslında tek taraflı bakan ama "iyi insan" rozetini de takmak isteyen sözde farklı düşünenlerimiz dahi, "yazık insancıklara" yorumundan öteye geçemez. İkiyüzlülük değildir bu; mış gibi yapmaktır ve mış gibi yapmak, yüzsüzlüktür, fakat dedik ya, bizde ata sporudur.
 

Çevre duyarlılığı konusu da, mış gibi yapmak için, en çok sevdiğimiz alanların başında geliyor. Sokakta kesilen ağaç için tweet atmayı çok seviyoruz ama Bodrum'daki yazlığımızın bahçesindeki ağaç, manzarayı kapatıyorsa işler değişiyor.

Yine de, zenginseniz veya ünvan sahibiyseniz, çevre konusu, takmanız gereken mış gibi rozetlerinin başında geliyor çünkü sizi, kültürlü ve duyarlı gösteriyor. E bu da, son derece havalı.
 
Malumunuz; Plastiksiz Temmuz Hareketi ile herkesi plastik atıklar konusunda düşünmeye, dahası duyarlı davranmaya davet ettik ancak çoğumuz için konu, "plastik pipet, çatal, bıçak kullanmayalım" sığ(ır)lığında kaldı. Duyduk ki çelik pipet satışları patlamış. Güzel bir başlangıç ancak yeterli değil. Gelin, konunun ekonomik yönüne biraz daha detaylı bakalım ve ülkemiz gerçeklerine odaklanalım.
 
2020 yılında memleketimize Avrupa'dan 700 bin ton çöp ithal edildi. Kabaca günde 250 kamyon dolusu atık yapar. Aynı süre zarfında, plastik poşet kullanımındaki azalma nedeni ile 150 bin ton tasarruf sağladık.  Müthiş (!) değil mi?  Hayır değil, zira dahası var: Avrupa'nın çöplüğü olan ülkemiz, kendi geri dönüşümünde Avrupa sonuncusuyken, çöp ithal eden işletmelere yatırım teşviği ve vergi muafiyeti veriyor. Dünyanın başka hiç bir yerinde böyle bir uygulama yok çünkü önemli olan kendi atığınızı geri dönüştürebilmek. Gelin görün ki bizim kendi atığımız ayrıştırılamıyor. O işi yapan toplayıcılar, kayıtsız ve çoğu zaman açlık sınırının altında yaşıyor. İhtiyacımız olmayan tesise teşvik verip, çok ihtiyacımız olan toplayıcıya/ayrıştırıcıya, asgari ücreti dahi layık görmeyen sisteme, serbest piyasa ekonomisi diyoruz zira masal anlatmayı seviyoruz.
Sıkı durun, hikaye daha bitmedi: Ülkemizde 1300'ün üzerinde plastik geri dönüşüm tesisi mevcut ama ürettiğimiz plastik çöpe oranla ihtiyacımız 200 tesis civarında. Yani teşvik ve vergi muafiyeti verdiğimiz bu tesislerin kapasitesinin dolması, ancak çöp ithalatı ile mümkün. Aksi halde batacaklar. Diğer yandan plastik dönüşüm tesisi sayımız ile hava atabilir, çok çevreci gözükebiliriz, değil mi?
 
Hazır rakamlara girmişken, son bombayı da patlatalım ve resme bir de buradan bakalım: Mevcut büyüme devam ederse, 2030 yılında tesis kapasitemiz 4.3 milyon tona çıkacak ve "mecburen" dünyanın bütün çöpüne talip olacağız çünkü artık Avrupa'nın çöpü de bize yetmeyecek. Şaka değil, acı gerçek.
 
Sosyal medyaya ne zaman baksam, dans eden robotlar görüyorum. O kadar sempatikler ki, insan bir an için bile olsa, öldürmek için tasarlanmış cansız askerler olduklarını unutuyor. Tıpkı bu robotlar misali, çöp ithalatçıları da, ülkemize getirdikleri çöpe, "çöp" denmesine bozuluyor, "geri dönüşüm malzemesi" denilmesini istiyor fakat çöpün geri dönüştürülemeyen kısmına ne olduğunu açıklayamıyorlar. Rahmetli Can Yücel'in mahkeme hatırasını anmadan edemiyoruz. Diğer yandan, dönüştürülemeyen atığın büyük bir kısmının hunharca yakıldığını veya "müsait yerlere" boşaltıldığını biliyoruz.

Hikaye neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Şu an için plastik pipet tüketmezseniz, devletimizin teşvik ettiği geri dönüşüm tesislerinin kapasitelerinin dolması için, tüketmediğinizden daha fazla plastik çöp ithal edeceğimiz gerçeği, buz gibi önümüzde duruyor.

Kendi çöpümüzü ayrıştırma konusunda yetersiz kaldığımızdan dönüştüremediğimize mi yanalım yoksa serbest piyasa adı altında kurulu kapasiteleri doldurmak için her gün daha fazla çöp ithal etmemiz gerekliliğine mi  (!) , siz karar verin.
 
Tabii bu hikayeyi , Avrupa'nın en çok sayıda tesisi bizde, paralı poşet uygulaması ile büyük tasarruf yarattık, şu kadar milyon ton plastiği geri dönüştürdük ve çevre duyarlılığımız müthiş diye de anlatabilirsiniz. Artık, gerçekleri bir kenara bırakıp neye inandırmak isterseniz ona uygun "mış gibi senaryosu", elinizin altında. Sıklıkla yaptığımız da bu değil mi zaten; emek verip bilgi sahibi olduktan sonra fikir sahibi olmak yerine, kolaya kaçıp, inanmak istediğimiz yalanları, hakikat diye ortalığa saçmak.
Peki çözüm ne dediğiniz duyar gibi oluyorum ki yanıtı zor değil: Tüketimi azalt, ithalatı durdur, evde ayrıştırmayı hayata geçir, eksik kalan kısmı insani koşullarda çalışan ayrıştırıcılar ile tamamla ve kendi atığını geri dönüştür ama sözde serbest piyasa, böyle basit ve sürdürülebilir bir çözüme asla sıcak bakmıyor. Hatta biraz diretseniz, ihtiyaç dışı kurulan 1100 işletmede çalışan insanlar ve aileleri öne sürülmek sureti ile aslında yapılanın, kamuya hizmet dahi olduğu öne sürülebiliyor. Bugün çocuğunun boklu bezini doğaya atanların, yarın çocuklarına boktan bir dünya bırakacakları, sürekli göz ardı ediliyor.
 
Gerçeklikle bağ, bir kez kopunca, zengin de olsanız, müdür de ve hatta ünlü de, cehenneme giden yol, daima iyi niyet taşları ile döşeniyor. Ama olsun, çevre duyarlılığı rozeti, bizi havalı ve karizmatik gösteriyor.

Yorum Yaz

Yorumlar

Tolga Engin (31-08-2021)

Enquink (28-07-2022)

Cialis Efectos Negativos cheap cialis from india Geodon

FIGUILA (19-08-2022)

Xenical Orlistat 120 Mg Price stromectol patent Northwestpharmacy Com

Pneussy (01-09-2022)

best price cialis It s more selective in its effects than older ED drugs, starts working in as little as 15 minutes and is less likely to cause some side effects

pneurne (01-09-2022)

online cialis Latest King Abdulaziz University Patents

jeogemo (03-09-2022)

Even if he crashes into the kokai storm in the anti space, he will not die hoe can i buy priligy in usa

Unpatotup (05-09-2022)

com verifies and monitors that an online pharmacy meets the following qualifications buy cialis online europe Tadalista Tadalafil

Poopyiree (07-09-2022)

An abscess is a collection of pus, which is a combination of white blood cells, germs, and dead tissue cialis for sale

zotteno (10-09-2022)

Conceptions tips, diet, and other little tidbits are shared here. how to order clomid on line in canada

bididlY (13-09-2022)

Role of oxidative stress in intrauterine growth restriction. tamoxifen buy online Or, you may need to treat your fibroids in order to successfully conceive.

spakepe (13-09-2022)

nolvadex research products for sale My blood work on cycle day 21 indicated I did not difference.

crypema (16-09-2022)

doxycycline interaction com hopefully that shows it s not a promo just for reference that has better pricing and range of gram sizes plus based on east coast so would ship deliver faster.

Exitoes (17-09-2022)

Dual infections are common and under- recognized in the tropics. buy doxycycline for humans The results of the time course studies, and those using hormone receptor agonists and antagonists and hormone- BSA conjugates revealed that the effects of estradiol were mediated by activation of both membrane and nuclear receptors whereas the effect of P is due solely to activation of intracellular P receptors.